CEYHUN ATUF KANSU SÜREKLİ DEVRİMİN BİLGESİ

Ceyhun Atuf Kansu, şair ve denemeci bir sanatçı ve halkçı bir hekim olmasının yanı sıra düşün adamlığı, kararlı bağımsızlıkçılığı, Cumhuriyetçiliğiyle toprağımıza humuslarını katan bir büyük bilgedir. Vecihi Timuroğlu’nun deyişiyle, “sevgi öğretmeni, doğayı insanlaştırmış bir büyük şair, şiirimizin ozan atası”dır. Bayrağı altında yaşamaktan kıvanç duyulan bir yurt sevgisinin, “Tapınağım insan olsun… Uğruna öleceğim tek kale: İnsandır,” diyen bir insan sevgisinin, ömrünü adadığı çiçeklerin güzelliklerle coşmasının, “yediveren bağımsızlık gülü”nün şairidir.
Kendi deyişiyle yumuşak kardaki yüreğin şairidir o. Onun şiirinin temel izleği insan ve doğa sevgisiyle büyüyen bir halk sevgisidir. Onun şiirinin damarında yer alan coşkunluk, başkaldırı, sevda ile açığa çıkan bu Anadolu tutkusu, katıksız bir Kuvayı Milliyecilikle, Kurtuluş Savaşı’yla, Cumhuriyet devrimleriyle biçimlenmiş Atatürkçülüğün, aydınlanma ve sürekli devrimin şiiri olarak ortaya çıkar.
“Dünyanın bütün çiçeklerini” isteyen bir duyarlığın şairidir. Çocuklardır onun çiçekleri. Geleceğe umutla bakmanın şairidir o. Coşkunun, hüznün, yoksunluğun, umudun iyimserliğin şairi. Yaşam öğretmenidir o. Şiirleriyle Anadolu coğrafyasının içine çeker insanı. Anadolu’dan dünyanın yedi iklim dört köşesine uzanan bir büyük insanlığın şairidir. Şiirlerinde ülkemiz haritasının ve insanlığın yüreği birlikte atar. “Ben bir ulusal böceğim, adım ozan,/ Antenlerim hep gerili ve duyar,/ Köyde ne var, kentte ne var, evrende ne var/ Ve türküler ve ağıtlar ve bayramlar.” dörtlüğünde onun şiirinin ne olduğu bellidir. Türkçeye sevgiyle tutkundur, sevdiği üç ozan, halk damarımızın ve dilimizin özsuyunu sunan Yunus Emre, Pir Sultan, Karacaoğlan’dır. Şiirinin kökeni dilimizin köküne kibrit suyu eken Osmanlıya, divana değil, Şamanlığa, Korkut Ata’ya dayanır. Emin Özdemir’in deyişiyle, “anam dilinde konuşan ama bunu şiirin yasaları içinde gerçekleştiren bir büyük ozandır.”
Adnan Binyazar’ın deyişiyle “hem düşüncesinin hem şiirinin başlangıcı,” olan halkın derdini dert edinen bir düşün adamıdır. “Şiirimizin çınlayan sesi”dir (Müslim Çelik) o, “şiirimizin can suyu”dur (Ahmet Uysal) ve Cemal Süreya’nın deyişiyle “Kansu/ Kan ve su/ Atardamar kanı/ Kaynak suyu” ve “Edebiyatımızın Cumhurbaşkanı”dır.
“Turhal Dolaylarında Çocuk Bakımı, Anneler Soruyorlar, Kasabalar ve Köylerdeki Çocuk Bakımı” adlı çalışmaları, onun halk sağlığına ilişkin çalışmalarıdır. “İyi İnsan Mehmet Ali, Üvey Ana, Balım Kız Dalım Oğul, Sevgi Elması” adlı çocuk kitapları vardır. “Devrimcinin Takvimi, Ya Bağımsızlık Ya Ölüm, Köy Öğretmenine Mektuplar, Atatürkçü Olmak, Atatürk ve Kurtuluş Savaşı, Halk Önderi Atatürk, Söylev’i Okurken, Atatürk ve Kurtuluş Savaşı, Ya Bağımsızlık Ya Ölüm” düzyazı kitaplarıdır. “Bir Çocuk Bahçesinde, Bağ Bozumu Sofrası, Çocuklar Gemisi, Yanık Hava, Haziran Defteri, Yurdumdan” adlı şiir kitaplarında doğa ve yurt sevgisiyle örülmüş, çocuk sevgisiyle taçlandırılmış şiirleri vardır. “Bağımsızlık Gülü, Sakarya Meydan Savaşı, Buğday Kadın Gül ve Gökyüzü, Güneş Salkımı, Bir Kasabadan Resimler, Halk Albümü, Cumhuriyet Ağacı, Cumhuriyet Bayrağı Altında, Kardeş Sofrası”nda yer alan şiirleriyle bağımsızlık ve yurtseverlik öğretmenimiz olan Kansu, bir “sevgi Lokmanı” ve “bozkır bilgesi” olarak, “bağımsızlık gülleriyle süslenen bir düzen” özlemini sürekli diri tutan bir aydınlanma ve çağdaşlaşma savaşımcısıdır.
Adına konulan ve ilki 1986’da Eylül adlı kitabıyla Behçet Aysan’a verilen “Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü” saygın bir şiir ödülü olarak sürmektedir. Mustafa Kemal’in sürekli devriminin bir bilgesi olan ve 17 Mart 1978’de aramızdan ayrılan Ceyhun Atuf Kansu’yu anarken, onu anlamanın boynumuza borç olduğunu bir kez daha vurgulamalıyız.
ÖNER YAĞCI

Comments are closed.